Allianz Trade tarafından hazırlanan Küresel İflas Görünümü 2028 raporuna göre, Türkiye'de faaliyet gösteren şirketlerin iflas sayısının 2026 yılında yüzde 31 artarak 2 bin 800 seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu artış, 2020'den bu yana kaydedilen en yüksek iflas düzeyi olacak.

2025 yılında 2 bin 131 kurumsal batık bilançosu kayda geçmişti. İflasların 669 adet artması öngörülürken, ilk 6 aylık dönemdeki iflas sayısının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 44 yükseldiği bildirildi. Türkiye, küresel ortalama yüzde 5'lik iflas artışının oldukça üzerinde yer alıyor.

Rapor, dünyada şirket iflaslarının ortalama yüzde 5 artmasının öngörüldüğü dönemde Türkiye'nin yalnızca iki ülkenin gerisinde kalacağını belirtiyor. Böylece ülke, küresel iflas riski açısından en yüksek sıralar arasında gösteriliyor.

İflasları artıran başlıca etkenler arasında zirve yapan kurumsal finansman maliyetleri, kredi faizleri, ağırlaşan enerji ve üretim giderleri, yavaşlayan ekonomik büyüme, zayıflayan iç talep ve enflasyon nedeniyle eriyen kâr marjları yer alıyor. Ticari işletmelerdeki nakit sıkışıklığının ödeme zincirlerini zorladığı ve konkordato ile tasfiye süreçlerini tetiklediği kaydedildi.

Orta vadeli projeksiyonlara göre iflas sayısı 2027'de yüzde 7 azalarak 2 bin 600'e, 2028'de ise yüzde 2'lik ek bir düşüşle 2 bin 550'ye inecek. Yine de yüksek batık hacminin reel sektör üzerindeki baskısının birkaç yıl daha süreceği değerlendiriliyor.

Rapor, işletmelerin satış artışının tek başına yeterli olmadığını ve alacak tahsilatının doğrudan nakit akışına dönüştürülmesinin önemini vurguluyor. Tedarikçi ve bayi ağındaki risklerin izlenmesi ile kârlılığın korunması, zincirleme sorunların önüne geçmek açısından temel unsurlar olarak gösteriliyor.

Kaynak: Karar