Psikologlar, ebeveynlerin çocuklara yönelttiği aşağılayıcı, korkutucu ve değersizleştirici ifadelerin uzun süreli tekrar edilmesinin çocuğun kendisi hakkında olumsuz inançlar geliştirmesine yol açabileceğini bildiriyor. Her olumsuz sözün mutlaka kalıcı etki yaratacağı yönünde kesin bir yargı verilmese de ifadelerin sıklığı ve içinde bulunulan aile ortamı önem taşıyor.

Çocuğun çabasını veya yeteneğini yok sayan ifadeler, onun yetersiz olduğu düşüncesini pekiştirebilir. Hataları kişilik özelliği olarak etiketlemek yerine davranışı değerlendirmek, çocuğun yetkinlik konusundaki güvenini korumaya yardımcı olabilir. Böyle bir yaklaşım, hatanın sorumluluğunu çocuğa yüklemeden yeniden deneme fırsatı sunar.

Üzüntü ve korku karşısında duyguları küçümsemek, çocuğun duygularını bastırmasına veya yardım istemekten kaçınmasına yol açabilir. Duyguyu kabul etmek, her isteği karşılamak anlamına gelmiyor. Çocuğun ne yaşadığını tanımak ve isterse anlatmasına alan açmak, duygularını ifade etme konusundaki zorluğu azaltabilir.

Çocuğu kardeşiyle, arkadaşıyla veya sınıf arkadaşıyla kıyaslamak, onay almak için sürekli rekabet etme eğilimini artırabilir. Yetişkinlerin öfkesi ya da yaşanan sorunların sorumluluğunu çocuğa yüklemek ise gereksiz suçluluk duygusu oluşturabilir.

Sevgiyi koşula bağlayan ifadeler, terk edilme ve reddedilme korkusunu güçlendirebilir. Çocuğun korkusunu küçümsemek ise kendi duygularına güvenmekte zorlanmasına neden olabilir. Bu nedenle ömür boyu sürecek bir iz, tekrarlanan iletişim biçimi ve çocuğu çevreleyen destekleyici ilişkiler birlikte değerlendirilmelidir.

Araştırmalara göre çocukluk döneminde maruz kalınan sözlü ve duygusal örselenme, yetişkinlikteki ruh sağlığıyla ilişkili olabilir. Journal of Affective Disorders dergisinde 2006 yılında yayımlanan araştırmada 5 bin 877 kişinin verileri incelendi. 2022 yılındaki sistematik inceleme 90 araştırmayı değerlendirirken, Child Abuse & Neglect dergisinde 1999 yılında yayımlanan çalışmada ise 144 çocuk ele alındı. Bu bulgular belirli bir cümlenin yetişkinlikte mutlaka psikolojik sorun yaratacağını kanıtlamıyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika