2016 yılından bu yana sürdürülen kalıcı yaz saati uygulaması, özellikle batı illerinde sabah saatlerini etkiliyor. İşe veya okula 08.00'de gitmek isteyenler, güneş doğmadan yola çıkmak zorunda kalabiliyor. Kasım ayında günlerin kısalması, karanlık sabahların süresini daha da uzatıyor.
Yayımlanan bir vakit takvimine göre İstanbul'da 28 Ekim'de saat 07.23'te doğan güneş, 3 Kasım itibarıyla 07.30'da doğacak. Gün ışığı geç geldiği için yol hazırlığı ve ulaşım süresi de hesaba katıldığında, çalışan ve öğrenciler günün başına gece saatlerine yakın bir karanlıkta başlıyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri verilerine göre biyolojik saat, ışık ve karanlık döngüsüne bağlı çalışıyor. Sabah alınan doğal ışık, beynin gün başladığını bildiren temel uyarıyı veriyor. Erken saatlerde yeterli ışığa maruz kalmamak, uyanıklığın geç sağlanmasına ve sabah sersemliğinin uzamasına yol açabiliyor.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri değerlendirmelerine göre akşam yükselen melatonin hormonu sabaha doğru en yüksek seviyeye ulaşıyor; gün ışığı ise biyolojik saati sıfırlamada önemli rol oynuyor. Sabah ışığından yoksun kalınması, uyku saatinin ileri kaymasına ve akşamları uykuya dalmanın gecikmesine neden olabiliyor.
Karanlığa erken kalkmanın herkeste kesin dikkat veya konsantrasyon kaybı yaratacağına dair tek tip bir kanıt bulunmuyor. Yine de biyolojik ritmin toplumsal programla uyuşmaması, gündüz uykululuğuna ve toplam uyku süresinin azalmasına yol açabiliyor. Bilimsel kuruluşlar, mevsimsel saat değişikliklerinin kaldırılmasını ve standart kış saatine geçilmesini öneriyor.
Uzmanlar biyolojik ritmi korumak için güneş doğduktan sonra dışarıda zaman geçirmeyi ve aydınlık mekânlarda bulunmayı öneriyor. Hafta sonları dâhil yatış ve kalkış saatlerinin sabit tutulması, akşam ekranlardan yayılan yapay ışığın azaltılması da uyku düzenini destekleyebilir.
Kaynak: Sözcü