TÜİK’in 2025 verileri, 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36,8’inin yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu gösteriyor. Toplum genelindeki yüzde 27,9’luk oranın 8,9 puan üzerinde bulunan çocuk yoksulluğu, beslenmeden eğitime kadar birçok alanda aile üzerindeki baskıyı görünür kılıyor.

TÜİK’in Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu, 2024 araştırmasında, 15 yaş ve altı çocukların bulunduğu hanelerin yüzde 23,1’inde maddi yetersizlik nedeniyle günde en az bir kez et, tavuk, balık veya eşdeğer vejetaryen yemek sağlanamadığı belirtiliyor. Hanehalkının yüzde 10’u ise çocuklar için her gün taze meyve ve sebze tüketemiyor.

Derin Yoksulluk Ağı Koordinatörü Önder Uçar, aile görüşmelerinde çocukların öğünlerinin zaman zaman yalnızca poğaça, simit veya çikolatalı ekmekten oluşabildiğini, sağlıklı bir öğün bulmakta zorlandıklarını belirtiyor. Uçar, gebelikten ikinci yaş gününe uzanan ilk 1.000 günün kritik olduğunu vurgeliyor. Mama alamadığını söyleyen bazı annelerin bebeklerine şekerli su verdiğini aktarıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, 6-23 ay arasını büyümenin aksaması ve besin öğesi eksiklikleri bakımından kritik dönem olarak tanımlıyor. Uçar, yoksulluğun gıdayla sınırlı kalmadığını; kira, ilaç, ısınma ve kırtasiye gibi ihtiyaçların aynı anda karşılanamadığını belirtiyor.

İstanbul’un farklı ilçelerinde yürütülen pilot çalışmalarda ücretsiz öğün desteğinin ardından ailelerin bütçesinin rahatladığı, çocukların kahvaltı yapma sorununun azaldığı bildirildi. Öğretmenler ise devamsızlığın azaldığını ve derse katılımın arttığını aktardı. Uçar, ortak öğünlerin ayrışmayı ve damgalanmayı önlemede değerli olduğunu savunuyor.

Uçar, çocukların beslenmesinin gelir veya harçlığa bağlı kalmasını istemiyor. Okullarda bütün çocuklara ücretsiz, sağlıklı ve yaşa uygun en az bir öğün sunulmasının eğitim hakkının parçası olduğunu belirtiyor. Uygulama için mutfak kapasitesi, menü planlaması, alerji yönetimi, güvenli besin temini ve yerel üreticilerin katılımı üzerinde çalışılmasını öneriyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika