TÜİK verilerine göre Türkiye’de yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025 yılında %2,2’ye yükseldi. Aynı oran 2015 yılında %1,6 olarak kaydedilmişti. On yıllık dönemde yaklaşık %37’lik artış, göç eden mezun sayısının yanı sıra giden kişilerin niteliklerini de önemli hale getiriyor.

Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı %1,9 iken vakıf üniversitesi mezunlarında %4,4 oldu. Vakıf üniversitelerinden tam burslu olarak mezun olanların %8,6’sı, ücretli öğrencilerin ise %3,7’si yurt dışına göç etti. Tam burslu mezunların göç oranı, ücretli mezunlara göre yaklaşık 2,3 kat daha yüksek.

Branş bazında moleküler biyoloji ve genetik mezunlarında oran %13,1, işletme mühendisliğinde %13, matematik mühendisliğinde %11, elektronik mühendisliğinde %10,9, bilişim ve iletişim teknolojilerinde ise %7 olarak açıklandı. Göçün yapay zekâ, biyoteknoloji, dijitalleşme ve yüksek katma değerli üretim alanlarında yoğunlaşması dikkat çekiyor.

Yurt dışına giden mezunların %22’si Almanya’yı, %16,9’u ABD’yi, %10,5’i Birleşik Krallık’ı, %8,3’ü Hollanda’yı, %5,2’si ise Kanada’yı tercih etti. Böylece her 100 göçmen mezunun yaklaşık 63’ü beş ülkeye yöneldi.

Bu tablo, beyin göçünü yalnızca ücret farklarıyla açıklamanın yeterli olmadığını gösteriyor. Nitelikli araştırmacılara rekabetçi çalışma imkânları sunmak, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek, liyakati önceliklendirmek ve yurt dışındaki mezunlarla kalıcı bilimsel bağlar kurmak öne çıkan öneriler arasında yer alıyor.

Yurt dışında eğitim ve çalışma imkânı aramak tek başına sorun değil. Ancak gitmenin bir tercih olmaktan çıkıp gelecek kurmanın zorunlu bir adımı haline gelmesi, Türkiye’nin yetiştirdiği gençlere kalıcı ve çekici bir gelecek sunma gerekliliğini gösteriyor.

Kaynak: Yeni Şafak