Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB) verilerine göre ülkenin mekanik rüzgâr kurulu gücü, 2012’deki 2,4 GW seviyesinden Haziran 2026 itibarıyla 16,2 GW’a ulaştı. 2025’te 2.142 MW yeni santral kuruldu. Rüzgâr enerjisi elektrik üretimindeki payı yüzde 13,5 olarak ölçüldü.

Mevcut kapasiteyle her yıl 4 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önlenmesine katkı sağlayan sektör, 30 bin kişiye istihdam ve ekipman ihracatıyla yıllık 2-2,5 milyar dolarlık katma değer üretiyor. TÜREB, 2035 rüzgâr kapasitesi hedefini 48 GW olarak belirledi. Bunun için 2026-2035 döneminde yılda ortalama 3,2 GW kurulum gerekiyor.

Sektördeki 25,5 GW’lık karasal proje stokunun yalnızca 4,5 GW’ı yatırım aşamasında bulunuyor. İzin, orman, mera ve kamulaştırma süreçlerinin hızlandırılması talep ediliyor. Ancak kuş göç yolları, ormanlık alanlar ve tarım arazileriyle ilgili itirazlar nedeniyle projelerde iptaller yaşanıyor.

Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu kararlarının Danıştay ve yerel mahkemelerce iptal edildiği İzmir Karaburun, Çeşme ve Urla’daki projeler, doğa koruma kaygılarının girişimleri doğrudan etkilediğini gösteriyor. Sektör temsilcileri, planlama ile hukuki koruma arasında daha uyumlu bir süreç kurulmasını gerektirdiğini savunuyor.

İnşaatların hızlanmasının yanı sıra şebeke yatırımlarının da eş zamanlı ilerlemesi bekleniyor. 2035’e kadar planlanan iletim altyapısı yatırımlarının tutarı 28 milyar dolar olarak belirtiliyor. Yatırımcılar ise artan borçlanma maliyetine karşı devlet destekli, öngörülebilir ve uygun maliyetli finansman modelleri istiyor.

Enerji yatırımlarında Yap-İşlet-Devret modeli ve alım garantileri, kamu ile yatırımcı arasındaki kâr paylaşımı bakımından tartışılıyor. Türkiye’nin rüzgâr potansiyeli, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’nde uluslararası gündeme taşınacak. TÜREB, Küresel Rüzgâr Enerjisi Konseyi ile 8 oturum düzenlemeyi planlıyor.

Kaynak: Cumhuriyet Son Dakika