Nar ve nar suyunun kalp dostu beslenme programları kapsamında tüketilmesinin kan basıncı, kolesterol, damar yapısı ile bağırsak mikrobiyotası üzerinde olumlu etkiler sağlayabileceği bildirildi. Suyun içilmesi, kalp sağlığını destekleyen beslenme alışkanlıklarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Yüksek tansiyonu kontrol altına almak isteyenler için nar suyu potasyum ve polifenol açısından zengin bir seçenek olarak gösteriliyor. Nardaki polifenollerin, tansiyon ilaçlarında kullanılan ACE inhibitörlerine benzer bir etki mekanizmasıyla anjiyotensin dönüştürücü enzimi bloke edebildiği aktarıldı.

Bir meta-analizde günde 300 mililitre nar suyu tüketiminin sistolik kan basıncını 5 mm Hg düşürdüğü, ancak etkinin iki aydan uzun sürmediği kaydedildi. Bu sonuç, nar suyunun tansiyon üzerindeki etkisinin süreklilik göstermeyebileceğine işaret ediyor.

Araştırmalar nar suyunun iyi kolesterol olan HDL seviyesini yükseltirken, kötü kolesterol LDL ile trigliserit düzeylerini düşürmeye yardımcı olabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, nar suyunun yaygın kullanılan statin grubu ilaçlarla etkileşime girebileceğini ve bu ilaçları kullananların düzenli ve yoğun nar tüketmeden önce hekimlerine danışması gerektiğini vurguluyor.

Narın içerdiği antioksidanlar, damarların iç tabakası olan endoteldeki hasarın ve oksidatif stresin önlenmesine yardımcı olabiliyor. Bu bileşiklerin nitrik oksit yararlanımını artırarak damarların gevşemesine katkı sağladığı bildiriliyor. Meyve, sebze ve baklagil ağırlıklı beslenme düzenine narın dahil edilmesi ise genel inflamasyon riskini azaltabilir.

Bağırsaktaki bakteri dengesinin kardiyovasküler sağlık ve obeziteyle ilişkili olduğu belirtiliyor. Nar tüketiminin bu dengeyi destekleyebileceği aktarıldı. Ancak bu etkilerin genel sağlık ve beslenme bilgisi çerçevesinde değerlendirilmesi, kişisel sağlık hedefleri açısından uzman görüşü alınması gerekiyor.

Kaynak: Sözcü