Hayati Hökelekli’nin ilim hayatı, dinin insan üzerindeki psikolojik etkilerini araştırmaktan ibaret görünen bir çalışmayla sınırlı değildir. Onun yaklaşımında insan; aklı, iradesi ve duygularıyla birlikte inanan, şüphe eden, kaygı duyan, korkan ve ümit eden bir varlık olarak ele alınmıştır. Bu çerçeve, din ile yaşayan ve hayatını bu yolla anlamlandıran insana odaklanır.

Hökelekli’nin araştırmaları arasında çocukların ve gençlerin dinî gelişimi, ailede değerlerin kazanılması, dinî iletişim, ahlâk eğitimi ile ölüm ve ölüm ötesi psikolojisi yer alır. Yazar, bu konuların birbirinden kopuk alanlar olmadığını vurgular. İnsanın çocukluktan ihtiyarlığa uzanan hayatında değişen yalnızca yaş değil; kendisiyle, başkalarıyla ve Rabbiyle kurduğu ilişkilerin bütünüdür.

Din psikolojisinin modern Batı bilim geleneğinde gelişen kavram, yöntem ve sonuçlarının bilinmesi önemlidir. Ancak bilimsel yöntemlerden yararlanmak, elde edilen sonuçları kültürler üstü ve değişmez kabul etmeyi gerektirmez. İnsanı incelerken inanç dünyasını, dili, kültürü ve değerleri de göz önünde bulundurmak gerekir. Davranışları belirleyen niyet, inanç ve iç dünyayı anlamadan, görünen davranışların yanı sıra toplumsal koşulları da dikkate almak eksik kalır.

Hökelekli’nin çalışmaları, değerler eğitiminin bilginin davranışa ve davranışın ahlâka dönüşmesi meselesi olarak okunmasına da zemin hazırlar. Değerler yalnızca anlatılarak değil, yaşanarak da kazanılır. Bir çocuğa doğruluğun öğretilmesi ile doğruluğun yaşandığı bir çevrede yetişmesi aynı şey değildir. Bu nedenle hocalık yalnızca bilgi aktarımıyla sınırlı değil; sorgulamayı, araştırmayı ve gerektiğinde kendi hükmünü yeniden değerlendirmeyi öğretmektir.

Bu nedenle Hökelekli’ye vefa, yalnızca kitaplarını ve akademik hizmetlerini anmakla sınırlı kalmamalıdır. Onun insana dinî tecrübesini kendi şartları içinde anlatma, inanç ile davranış arasındaki ilişkiyi araştırma ve değerlerin insan şahsiyetindeki yerini kavrama yönündeki gayreti de takdir edilmelidir. Din Psikolojisi alanındaki emeği, yazdığı eserleri ve yetiştirdiği talebeleri kendisi için sadaka-i câriye olsun. Yazıda, sıhhat ve afiyet içinde hayırlı, bereketli bir ömür dilenir.

Kaynak: Yeni Şafak