Tim Dowling elektrikli arabasını neden aldığını anlatırken asıl amacının yakıt tasarrufu, çevre ya da yakıt kıtlığı endişesi olmadığını belirtir. Hedefi, aracının plakasındaki yeşil etiketi görenlerden övgü almak ve elektrikli araç sahiplerine ayrılan saygıyı yaşamaktı.

Ancak bu beklenti karşılanmaz. Dowling’e göre elektrikli araç sahipleri, Londra yoğunluk ücretinde indirim ve kısaltılmış MOT testi gibi sınırlı ayrıcalıkların dışında özel muamele görmez. Yeşil etiket, trafikte diğer sürücülere daha fazla alan bırakma nezaketi sağlamaz.

Öğle yemeği sırasında yaşanan park etme olayı bu hayal kırıklığını gösterir. Eşiyle birlikte şehrin karşı tarafına gitmek üzere yola çıkarlar. Park edecek yer bulamayınca elektrikli araçlara ayrılmış alanlara yönelirler; buradaki noktanın şarj cihazı olduğu ve aracın orada şarj edilirken bırakılması gerektiği anlaşılır.

Cihazın arızalı görünmesi de sorun çıkarmaz. Eşi park etmeye karar verir, fakat elektrikli araç şarj noktalarının kullanımı için yerel program kapsamında özel izin gerektirdiğini öğrenen Dowling, aracından inmek zorunda kalır. Arkadan gelen sürücü ise plakadaki yeşil şeride rağmen sabırsız davranır.

Dowling, eşinin diğer sürücünün bıraktığı park yerini fark etmesiyle durumun çözülmesini anlatır. Yeni şarj noktasına yönelseler de kablo ve priz düzeni yüzünden araçlarını uygun biçimde yerleştirmekte zorlanırlar. İzin koşulları da gizemli görünür.

Ajansıyla yemeğe oturan Dowling, elektrikli aracın maliyet avantajını gece şarj etmenin ve uygun tarife seçmenin sağladığını söyler. Ancak özel muamele veya madalya beklentisi bulunmaması gerektiğini ekler. Aynı konuyu ajansı da yeterince konuşmuş bulunur.

Kaynak: The Guardian International