Türkiye'de yaşanan fon krizi, finansal piyasaların yanı sıra vatandaşların günlük harcama planlarını da etkiledi. Birikimlerinin geleceği konusunda endişe taşıyanların araç, mobilya, elektronik eşya ve tatil alışverişlerini ertelediği bildirildi. Harcamalardaki ilk kesintinin lüks ürünler ve yüksek gelirli müşteri grubuna yönelik işletmelerde görüldüğü aktarıldı.
Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, fon krizinin üst segment markalar ile lüks yeme içme işletmelerinin cirolarında hissedildiğini belirtti. KARAR EKONOMİ'nin görüştüğü esnaflardan da temel ihtiyaç alışverişlerinin azaldığı yönünde benzer açıklamalar geldi. Vatandaşların birikimlerinin güvende olup olmadığına ilişkin kaygılarının tüketim eğilimini zayıflattığı ifade edildi.
Harcama azalmasının enflasyonu ne yönde etkileyeceği tartışılıyor. Bazı ekonomistler talep daralmasının fiyat artışlarını yavaşlatabileceğini savunurken, Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, bu değerlendirmenin eksik kalabileceğini öne sürdü. Kara'ya göre tüketim ve yatırımlardaki zayıflama ekonomik büyümeyi yavaşlatsa da şirketlerin üretim ve istihdam planlarını olumsuz etkileyebilir.
Belirsizliğin yayılması hâlinde şirketlerin yeni fabrika, makine ve kapasite yatırımlarını ertelemesi, orta vadede üretim kapasitesini zayıflatabilir. Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, bilinçli ekonomik yavaşlamayla güven kaybına bağlı daralmanın aynı olmadığını belirtti. Güven şokunun derinleşme ve yayılma riskinin güvenilir biçimde öngörülememesi, politika değişikliklerinin sonuçlarını belirsizleştirebilir.
Demiralp, risk primi ve finansman maliyetlerindeki yükselişin yatırımları geciktirebileceğine dikkat çekti. Yatırımcıların fonlardan ve hisse senetlerinden çıkarak döviz ile altına yönelmesi Türk lirası üzerinde baskı oluşturabilir; kur artışının ithal ürünlere ve üretim maliyetlerine yansıması ise talep daralmasının enflasyonu düşürme etkisini sınırlayabilir.
Ekonomist Mahfi Eğilmez, kalıcı istikrar için şeffaflığın artırılması ve yatırımcı güveninin yeniden kurulması gerektiğini vurguladı. Sermaye piyasalarına güvenin zayıflamasının yalnızca yatırımcı kayıplarını değil, şirketlerin uzun vadeli finansman bulmasını ve yurt içi tasarrufların yatırımlara yönelmesini de olumsuz etkileyebileceğini bildirdi.
Kaynak: Karar