Ankara Emek ve Demokrasi Güçleri, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak 31’inci Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı’na (COP31) karşı İnsan Hakları Heykeli önünde toplandı. Açıklamada sistemin değiştirilmesini isteyen bir pankart açıldı; katılımcılar hava, su ve toprağa dokunulmamasını talep etti.
Kitle adına açıklamayı Polen Ekoloji Kolektifi’nden Medine Açıkgöz okudu. Açıkgöz, COP31’i doğa ve halkların gerçeklerinden uzak, sermayenin çıkarlarına hizmet eden bir zirve olarak tanımladı. Ekolojik yıkımın nedenini kapitalizmde gören Açıkgöz, krizin sonuçlarını yönetme ve yıkımı kâr alanına çevirme girişimini eleştirdi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un iklim finansmanı açıklamalarını anımsayan Açıkgöz, zirvenin doğayı önemsiyormuş görüntüsü verirken dış finansman için kullanıldığını savundu. Yeşil dönüşüm söylemlerinin sermayeye yeni sömürü projelerine kaynak aktarılmasına yaradığını ileri sürdü.
Zirvenin sponsor ve uygulama ortaklarını eleştiren Açıkgöz, Akbelen Ormanı’ndaki yıkımın mimarı Limak Holding ile Kazdağları’ndan Cerattepe’ye ve Cennet koylarına kadar yaşam alanlarını işgal eden Cengiz Holding’i örnek gösterdi. Bu şirketlerin doğayı sermaye çıkarları için yok ettiğini belirtti.
Açıkgöz, 7-8 Temmuz’daki NATO Zirvesi’nin ardından COP31’in Türkiye’de yapılmasının tesadüf olmadığını ileri sürdü. İki zirvenin enerji güvenliği, kaynaklar ve yollar üzerindeki rekabet ile küresel güç ilişkilerinin yeniden düzenlenmesiyle bağlantılı olduğunu aktardı. İklim krizine karşı toprağı, suyu, havayı ve yaşam alanlarını savunan işçilerin, emekçilerin ve halkların ortak mücadelesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Evrensel