Agora Industry tarafından hazırlanan Türkiye Çelik Sektörü: 2053 Net Sıfır Emisyon Yol Haritası raporu, Türkiye'deki çelik sektörünün dönüşümünde ulusal karbon fiyatlandırmasının rolünü ortaya koydu. Çalışma, İstanbul Politikalar Merkezi ve Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği desteğiyle İstanbul'da tanıtıldı.

Rapora göre sektörün düşük emisyonlu üretime geçmesi için önümüzdeki 20 yıl boyunca her yıl yaklaşık 1,5 milyar euro yatırım gerekiyor. Ulusal ETS ve Ulusal SKDM uygulanması yıllık 0,5-1,5 milyar euro gelir sağlayabilir; bu tutar dönüşüm yatırımlarının önemli bölümünü karşılayabilir.

Karbon gelirlerinin düşük emisyonlu teknolojilere, yerli hurda kullanımına ve yeşil çelik fonuna yönlendirilmesi istihdam yaratma ve katma değerin Türkiye'de kalmasına yardımcı olabilir. Karbon fiyatı düşük kalırsa ithalata bağımlılık artabilir ve ülkenin küresel çelik pazarındaki konumu zayıflayabilir.

Çalışma, 2050'ye uzanan üç senaryoda karbondioksitin ton fiyatını karşılaştırıyor. Doğal gazla üretilen demir yaklaşık 100 euro, yeşil hidrojen bazlı çelik ise yaklaşık 140 euro seviyesinde kömür bazlı üretimle rekabet edebilir. AB ETS fiyatının izlenmesiyle bu eşiğin 2030'lu yılların sonunda oluşabileceği öngörülüyor.

Hızlandırılmış dönüşüm senaryosunda sektör emisyonlarının 2025 düzeyine göre 2050'e kadar yüzde 92 azalabileceği belirtiliyor. Çelik sektörü sanayi emisyonlarının yaklaşık yüzde 40'ından sorumlu; güneş ve rüzgar enerjisi, elektrolizör ve yeşil hidrojen üretimi gibi alanlarda 29 bin kişilik yeni istihdam öngörülüyor. Agora Industry Küresel Çelik Dönüşümü Programı Koordinatörü Ysanne Choksey, Türkiye'nin temiz çelikte öncü olabileceğini ve erken yatırımın rekabet avantajı sağlayacağını belirtti. SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, AB ile uyumlu etkili bir karbon fiyatının yatırım planlaması açısından önemli sinyal oluşturacağını vurguladı.

Kaynak: Habertürk Ekonomi