Coca-Cola, eski Üst Yöneticisi James Quincey döneminde 5,1 milyar dolarlık Costa Coffee satın alarak küresel kahve ve çay pazarına girmeyi hedeflemişti. Costa markasını soğuk içecek otomatları ve şişelenmiş kahve ürünleriyle yaygınlaştırma planı beklenen sonucu vermedi.
İngiltere ve İrlanda'da 2 bin 700'den fazla kahve dükkanı işleten Costa, ABD'de yeterli marka bilinirliğine ulaşamadı. PepsiCo ve Starbucks ortaklığındaki Frappuccino gibi rakiplerin hazır kahve pazarındaki gücü, büyüme beklentilerini sınırladı.
Şirketin otomatik barista ağı, satın alma dönemindeki 8 bin 237 makineden 15 binin üzerine çıkarıldı. Ancak cihazların konumlandırılması ve bakımı, geleneksel içecek otomatlarına göre daha karmaşık ve maliyetli bulundu. Taze süt kullanımı ile günlük teknik bakım ihtiyacı da ABD genelindeki yayılımı zorlaştırdı.
Satın almanın ardından başlayan Covid-19 salgını İngiltere'deki mağazaların geçici olarak kapanmasına yol açtı. Mağazaların yenilenmesinde rakiplerin gerisinde kalınması, Project Decaf adlı franchise satış sürecinin istenen hızda ilerlememesi ve matcha latte gibi trend ürünlerin menüye geç alınması başlıca sorunlar arasında yer aldı.
Coca-Cola'nın Costa'yı elden çıkarmak amacıyla yürüttüğü bildirilen görüşmelerde TDR Capital'ın da aralarında bulunduğu potansiyel alıcılar üzerinde 1 milyar sterlinlik, yaklaşık 1,3 milyar dolarlık değerlendirmeler yapıldı. Fiyatlandırma ve şişelenmiş ürünlerin satışına ilişkin anlaşmazlıklar görüşmelerin sonuçlanmasını engelledi.
2021-2025 arasında kurumsal personel sayısı %18 azaltılan Costa, 2025 gelirini %5 artırarak 1,29 milyar sterline, yaklaşık 1,74 milyar dolara çıkardı. 2024'teki 13,5 milyon sterlinlik faaliyet zararının ardından 20,4 milyon sterlin faaliyet karı elde edildi. Coca-Cola ise satış arayışında olmadığını ve kahvenin genel stratejisindeki yerini sürdürdüğünü açıkladı.
Kaynak: Sözcü